top of page

Hep Bildiğimden Fazlasını Söylüyorum

  • Yazarın fotoğrafı: Kaan Utkan
    Kaan Utkan
  • 28 Oca
  • 1 dakikada okunur

“Analiz, o zamana kadar söylem tarafından üretilmiş her şeyden şunu dile getirmesiyle ayrılır: Bilmeden konuşuyorum. Bedenimle konuşuyorum ve bunu bilmeden yapıyorum. Bu yüzden hep bildiğimden fazlasını söylüyorum.” (J. Lacan, 2013; s. 139)


Özne, bilgiyle ilişkisini çoğu zaman cehalete duyduğu tutku üzerinden kurar. Özne, Ötekine ve kendine dair bir şey bilmek istemez. Psikanaliz öznenin bildiğinden hep daha fazlasını söylediğini varsayar. Bu doğrultuda, bilgi ile varlık arasında bir uyumsuzluk vardır (Lacan, 2023). Hatta Lacan, 20. seminerinde bilinçdışının, “varlığın konuşma yoluyla zevk alması ve bunun hakkında daha fazla bir şey bilmek istememesi” (Lacan, 2013; s. 123) olduğunu belirtir. O, burada zevk alma hakkında hiçbir şey bilmek istememek bağlamında tartışsa da nevrotik özneler bilmek istemezler, hatta Freud’un histerik özneler için belirttiği gibi onlar “neyi bilmek istemediklerini dahi bilmek istemezler” (Freud, 1962; s. 296).


Ancak bir analizde semptomlar ve bununla birlikte beden “konuşmaya katılır” ve özne ancak buradan doğru bildiğinden fazlasını söylediğini duymaya başlayabilir. Dolayısıyla, bilinçdışını varsayması sebebiyle, bu tür bir bilgi ancak psikanaliz aracılığıyla duyulabilecek bir bilgidir. Bu, psikanalizi diğer pratik ve söylemlerden ayıran temel noktalardan biridir.



Kaynakça


Freud, S. (1962). The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, Volume III (1893-1899): Early Psycho-Analytic Publications.

Lacan, J. (2013). Yine / Hâlâ.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page