Dead Ringers (1988): Lacan’ın I. Semineri Bağlamında İmgesel ve Ölüm
“Arzu, simge yoluyla kendini tanımayı öğrenmeden önce sadece ötekinde görülür. Dilden önce arzu, aslen, ancak aynasal evrenin tek imgesel ilişki düzleminde var olur; ötekine yansıtılmış, ona yabancılaşmış olarak. O halde, kışkırttığı gerilim çıkıştan yoksundur. Yani, ötekinin yıkımından başka çıkış yolu yoktur.” (Seminer I, s. 170; Türkçe çeviride s. 252).
David Cronenberg’ün Dead Ringers (1988) filminin, ötekiyle ilişkinin imgesel eksene sıkıştığı ölçüde taşıdığı ölümcül gerilimi çarpıcı bir şekilde açan bir film olduğunu düşünüyorum. Lacan’a göre özne kendisini önce ötekinin imgesinde yakalar. “Ötekiyle ilişkinin temeli, imgeselde kök saldığı ölçüde kökensel olarak aynasal değil midir?” diye sorar. Dolayısıyla mesele yalnızca basit bir benzerliğin ötesine geçer. Benlik ötekinin aracılığıyla kurulduğu ölçüde, öteki yalnızca benzediğim kişi değil, kendimi yakaladığım ve garantimi veren imgenin de taşıyıcısıdır.
Arzu, simgesel dolayımdan önce kendisini “ötekine yansıtılmış ve ona yabancılaşmış olarak” bulur. Bu gerilimin çözümünün uç noktası ise ötekinin ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla rakip yabancı olduğu için değil, bana fazlasıyla yakın olduğu için tehlikelidir. İmgesel ilişkinin mantığı içerisinde “sen mi ben mi?” sorusuna sıkışılır. Zira, Lacan’a göre “insan nesnesi kökensel olarak rekabet yoluyla dolayımlanmıştır” (Seminer I, s. 261). Hatta öznenin kendisini bir ben olarak ilkin rakibinde kavradığını söyler.
Lacan bu imgesel yakalanma (captation) düzlemini tartışırken “insanlar arasında yıkıcı ve ölümcül bir ilişki”den söz eder. Buradaki ölüm meselesi aynı zamanda öznenin kendi imgesiyle ilişkisine de uzanır. İnsanın başlangıçtaki yetersizliğinin karşısına tamamlanmış bir biçim olarak çıkan ayna imgesinden söz ederken şöyle yazar: “Efendinin bu imgesi ki onu ayna imgesi biçiminde görür, onda ölümün imgesiyle karışır.” (Seminer I, s. 223). Dolayısıyla özneye bütünlük vadeden imge, aynı zamanda tabi olduğu ve kendisine yabancı olan bir imgedir.
Dead Ringers’daki ikizlerin ilişkisinin bu bağlamı oldukça iyi açtığını düşünüyorum. Filmde ikizleri birbirine bağlayan şey yalnızca benzerlikleri değil, birbirlerinde kendilerini bulmalarıdır. Birbirlerinden ayrılma girişimleri bile, ilişkilerini düzenleyen ikizlik ve benzerlik mantığını aşmak yerine tekrar tekrar onun içine çekilir. Öteki benim benzerim olduğu kadar rakibimdir de; ancak onu ortadan kaldırmak da beni ondan kurtarmaya yetmez. Çünkü kendimi tanıdığım imge de onda bulunmaktadır.
Bu noktada filmin sonu bizi şu soruyla baş başa bırakıyor gibi: “Benzerimden ayrılırsam, geriye benden ne kalır?” Eğer beni bütün olarak gösteren imge ötekinde bulunuyorsa, o ötekinin kaybı yalnızca bir ayrılık değil, ken
dimi bütün olarak kavradığım imgenin de kaybı tehdidini taşıyabilir.
Kaynakça
Lacan, J. (2024). Seminer Kitap 1 - Freud'un Teknik Yazıları

Yorumlar